About Us
www.okotek.com.tr
Email Gönder
  Sonett Hakkında  

Geri Dön

SONETT KALİTE KURALLARI

Bir ürünün kalitesini değerlendirebilmek için öncelikle ürünün kendisine bakılır: İçindeki maddeler, üretim yöntemi ve biyolojik olarak parçalanabilirliği.
Bununla beraber bir ürünün kalitesi üzerinde onu üreten insanların , işletmenin sosyal yapısının, sermaye ilşkilerinin, üreticilerin işbirliğinin, satıcıların tüketicilerin ve bizzat işletmenin modellerinin , motivasyonunun ve impulslarının da çok büyük bir etkisi söz konusudur.

Bu bölümde üretimle ilgili kalite esasları hakkında ayrıntılı bilgi verilecektir.


Başlangıç ve İmpuls

Sonett Ekolojik Temizlik ürünleri’nin geliştirilmesinin başlangıcı, araştırmacı Johannes Schnorr’un 60 lı yılların sonunda Almanya’da Herrischried’deki Akış Araştırmaları Enstitüsü’ndeki araştırmalarına dayanmaktadır.

Orada suların ve içme sularının kalitelerinin değerlendirilmesi için ağır metaller, pestisitler, organik klor bileşikleri gibi maddelerin alışılmış tek tek analizine ek olaraktek tek yeni bir yöntem geliştirildi. Böylece su kalitesinin tam olarak değerlendirilmesi mümkün olmaktadır. Bu yöntemin uygulanmasında bir su damlasının resminden yararlanılmaktadır (Damla Resmi Yöntemi).



Damla Resmi Yöntemi, yaşamın esası ve önemli bir besin olan suyun kalitesi hakkında bilgiler verebilmektedir. Johannes Schnorr bu yöntem yardımıyla içme sularındaki deterjanları belirlemeyi başardı. Bu deterjanlar doğada hiç ya da yeterli parçalanamayan deterjan kalıntılarından kaynaklanıyordu. Bu kalıntılar yeraltı sularına kadar ulaştıkları gibi göllerde ve nehirlerde de dev köpük dağları oluşturarak barajlarda ve savaklarda ciddi sorunlara yol açıyorlardı. Ancak çok sonraki yıllarda deterjanların biyolojik parçalanmalarıyla ilgili yasalar çıkarılabildi.

Damla resimleriyle elde edilen deneyimler Johannes Schnorr’u çevreye dost yeni bir deterjan konseptine yönlendirdi. Bu yeni temizlik ürünü için çıkış noktası : "Tüm içerik maddelerinin hızlı ve % 100 olarak biyolojik parçalanması ve hammaddelerin mümkün olan en az miktarda kullanılması" olarak belirlendi.

Sonett Modüler Sistemi böylece doğmuş oldu.

Sonett’in çıkış temelini yaşamın esası olan suya karşı koruma ve sorumluluk oluşturmaktadır. Gerçek temizlik maddesi sudur. Biz,saf bitkisel sabunlar , şeker tensidleri , soda ve silikat mineralleri gibi kolay ve tam olarak parçalanabilen hammaddeler ile suyun temizleme gücüne destek vermiş oluyoruz ve aynı zamanda tekrar doğal çevrim içinde yer almasına katkıda bulunuyoruz. Yıkamak ve temizlemek insanların yararına olan bir kültür göstergesidir ama aynı zamanda su kirliliğinin de ana sebeplerinden birisidir.

Bu nedenlerle yıkamayı ve temizliği, saygılı ve yapıcı bir anlayış içinde doğa ve öncelikle de su ile ahenk içine getirmeyi bir ana hedef olarak üstlendik.




SONETT Ürünlerinin Üretimi

Sıvı ve toz halindeki temizlik ürünlerinin tamamı Sonett’in Deggenhausen’deki fabrikasında üretilmektedir.

Saatlerce süren ve enerji yoğun geleneksel sabun kaynatma yerine sıvı sabunlarımızın üretiminde yağları herhangi bir enerji kullanımına gerek olmadan sabuna dönüştüren yeni bir üretim yöntemi uygulanmaktadır.

Etiketleme işlemlerimizin önemli kısmı Lehenhof’daki Camphill atölyelerinde korumaya muhtaç insanlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu sayede SONETT’i çok esnek bir şekilde küçük partiler halinde ve çeşitlli dillerde etiketleme imkanına sahip olabiliyoruz. Bu işbirliği Lehenhof Atölyeleri için anlamlı sosyal terapi iş imkanları , bakıma muhtaç kişilere de gelir temini sağlamaktadır.



Enerji Kaynakları

SONETT işletmesinde kullanılan elektriğin yarısı yakınlarda bulunan bir küçük hidroelektrik santralin neredeyse tam kapasitesinden diğer yarısı ise GREENPEACE ENERGY’den temin edilmektedir.

Isıtma için ise Camphill Workshops Lehenhof ile birlikte işletilen bir ağaç atıkları ısıtma sistemi kullanılmaktadır. Sistem sürekli olarak son teknolojik düzeyde tutulmaktadır.




SONETT’in 3 Kalite Basamağı

Kalite Basamağı 1 – Hammaddelerin Seçimi

SONETT Ekolojik Temizlik Ürünleri çevreye zarar veren, sağlığı tehdit eden ya da allerjilere neden olan hiç bir maddeyi içermemektedir.
 

Başka bir ifadeyle : SONETT ürünleri üretilirken sentetik koku maddeleri ve boyarmaddeler, sentetik koruyucular, enzimler, fosfatlar, optik beyazlatıcılar, petrokimyasal esaslı zor parçalanan beyazlatıcılar, petrokimyasal veya yarı petrokimyasal tensidler (yüzey aktif maddeler) kullanılmamaktadır.

Yüzey Aktif Maddeler (Tensidler) :
Tüm temizlik ürünlerinin kalbi yüzey aktif maddelerdir.  Biz mümkün olan her yerde esas olarak saf bitkisel sabunlar kullanıyoruz. Sabun insana ve doğaya en yakın olan yüzey aktif maddedir. Hızlı ve tam olarak biyolojik parçalanabilir ve diğer yüzey aktif maddelerden farklı olarak  kullanımından hemen sonra atıksuda bulunan kalsiyum  ile kalsiyum sabununa dönüşür. Bu sayede yaşayan organizmalar üzerindeki etkileri nötralize edilmiş olur (birincil parçalanma).  Kalsiyum sabunu daha sonra mikroorganizmalar tarafından % 100 oranında CO2  ve H2O ya kadar parçalanır (ikincil parçalanma).

Sabuna destek olsun diye ayrıca mısır veya patates nişastasından elde edilmiş şekerden ve hindistancevizi yağından üretilen hindistancevizi yağ alkol sülfatlarını ve şeker tensidlerini de kullanıyoruz. Bu tensidlerin doğal iç molekül yapıları değiştirilmediği için mikroorganizmalar tarafından kolayca tanınmakta ve bu sayede hızlı bir şekilde % 100 oranında biyolojik olarak parçalanmaktadırlar. Bu tensid grubunun insan ve çevre ile uyuşması neredeyse sabuna yakınlık göstermektedir.

Yağ alkol eter sülfatları veya yağ alkol etoksilatları gibi etoksile maddeleri ürünlerimizde hiç bir şekilde kullanmıyoruz. “Biyo” deterjan adıyla satılan ve “bitkisel hammadelerden elde edilmiş ve kolay biyolojik parçalanabilir” diye reklamı yapılan ürünlerdeki tensidler kısmen yenilenebilir bitkilere dayansalar da petrolden elde edilen zehirli ve kanser yapıcı bir gaz olan etilenoksit ile işleme sokuldukları için molekül yapıları değişmiş olmaktadır. Bütün etoksile tensidler üretim prosesinin sonucu olarak her zaman küçük miktarlarda Dioksan adlı zehirli maddeyi içermektedirler. Dioksan, kanserojen ve mutajen özelliklere sahip bulunmaktadır.

Enzimler :
Yağların, proteinlerin ve nişastanın düşük sıcaklıkta kolayca parçalanması için kullanılan enzimler (lipazlar, ptoteazlar ve amilazlar) prensip olarak ürünlerimizde kullanılmamaktadır.

Bu enzimler hemen hemen her konvansiyonel çamaşır deterjanında ve tüm bulaşık makinesi deterjanında bulunmaktadır. Enzimler tüm bitkilerde, hayvanlarda ve insanlarda bulunan ve metabolizma olaylarında rol alan proteinlerdir. Yani enzimler kirliliği çözen veya bağlayan kimyasal maddeler değil , tam aksine kirliliği sanki yiyen biyo katalizörlerdir. Enzimler mantarlardan ve bakterilerden izole edilmektedirler.

Burada çok önemli bir problem ortaya çıkmaktadır. Yaşayan organizmalarda enzimler bağlı durumdadırlar ve özel işlevlerini yerine getirirler. Yaşayan organizmanın ahenkli bir parçasıdırlar. Özel bir etki sağlamak için bu canlı ortamdan koparılıp alındıklarında enzimler mesela yağlı yemek atıkları ve insan cilt yağı arasındaki farkı artık ayırt edemezler ve kuru çamaşırlar üzerindeki enzim kalıntıları oradan, ayırım yapmaksızın ense, el dirseği ve koltukaltı gibi en nemli buldukları bölgelere saldırırlar. Sonuçta alerjiye kadar yol açan hassasiyetler oluşur.

Buna ek olarak gen teknolojisi ile ilgili genel problem burada da karşımıza çıkmaktadır. Bugün deterjanlarda kullanılan enzimlerin hemen hemen tamamı genetiği değiştirilmiş mikroorganizmalardan elde edilmektedir. Böyle insanlar tarafından, dengeler göz ardı edilerek, yapay olarak değiştirilmiş organizmalar çevreye ulaştıklarında olabilecekler tam olarak bilinmemekte ve geri döndürülememektedir.

Son zamanlarda bu tip genetiği değiştirilmiş organizmaların metabolizma ürünlerini İsviçre peynirinde rennin (labferment), fransız şampanyasında mayalanma hızlandırıcısı , ekmeğimizde ekmek pişirme katkısı ve fonksiyonel gıdalarda “değerli vitaminleri artırılmış” olarak tüketiyoruz.

En son bir gelişmeyle genetik değiştirmede bir adım daha atıldı. Bizzat enzimlerin protein yapısı genetik olarak değiştiriliyor. Böylelikle oluşan enzimler daha sonra doğada görülmemektedir. Organizmada çok daha derinlere giden bu tahrifat , mesela daha iyi ısı dayanıklılığı veya daha büyük beyazlatıcı toleransı elde edilmesiyle gerekçelendirilmektedir.

"Genetiği Değiştirilmemiş Enzim Garantisi" Etiketlerine Karşı Dikkat ! Yukarıdaki bu ifade enzimlerin genetiği değiştirilmil mikroorganizmalardan elde edilebileceğini fakat elde edilen enzimlerin protein yapısı üzerinde genetik bir değişiklik yapılmadığını göstermektedir. Bu ifade genetik olarak değiştirilmiş mikroorganizmalardan elde edilmiş fakat kendi protein yapısı değiştirilmemiş enzimler için kullanılmaktadır.

Kokular :
SONETT ürünlerinin bir kısmına doğal eterik yağlar eklenmiş durumda. Doğal eterik yağlar bir taraftan bakteriyel gelişmeyi önlerken diğer taraftan da yıkama ve temizlik işlemlerinin zevkli bir şekilde gerçekleşmesini sağlıyorlar. Yıl boyunce ışık ve ısı altında oluşan doğal eterik yağlar tüm insanlara ahenk verici etkiler yapmakta ve bu yüzden de fiziksel ve psikolojik bir çok rahatsızlıklarda başarıyla uygulanmaktadır.

Sentetik Koku Maddeleri ise mesela bu amaçla çok büyük miktarlarda kullanılan vanilya, selüloz endüstrisinin atıklarından üretilmekte ya da bazıları petrol türevlerinden elde edilmektedir. Sentetik koku maddeleri zararlı etkilere neden olabilmekte mesela sinir sistemi ve duyular üzerinde tahrişlere yol açabilmektedir. ABD’de ve Avrupa’da hiperaktif çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarla bu etkiler kanıtlanmış bulunmaktadır. Sıklıkla da ucuz eterik yağların sentetik koku maddeleriyle karıştırıldığına da rastlanmaktadır.



 

Kalite Basamağı 2 – Sertifikalı Organik Tarımdan Elde Edilen Hammaddeler


Kalite Basamağı 1’de verilen kriterlere ek olarak zeytinyağı, kanolayağı, hindistancevizi yağı, eterik yağlar, balsamik katkılar gibi sertifikalı biyodinamik ve organik hammaddeler de kullanıyoruz.

Sertifikalı Organik Tarımdan Elde Edilen Hammaddeler Ekolojik Temizlik Ürünlerinde Hangi Amaçla Kullanılmaktadır ?

Eski kültürlerde vücudun ve giyeceklerin yıkanması ve temizlenmesi töresel bir eylemdi. Yıkanma işlemi sırasında insan kendisini ruhunun saflığına yöneltmek için kötü kirliliklerinden kurtarırdı. O zamanlar vücut ve ruh temizliği iç içeydi.

Zamanımızda ise yıkamak, yıkanmak , temizlemek mümkün olduğunca hızlı ve sıradan, yapılması zorunlu bir iş haline gelmiş durumda. Buna karşılık temizlik hala ihmal edilemeyecek manevi bir öneme sahip : Biz neden temiz giyeceklere ihtiyaç duyuyoruz ? Neden yeni hazırlanmış bir yatakta kendimizi çok daha mutlu ve rahat hissediyoruz ? Bir misafirden veya bir kutlamadan önce evimizi neden iyice temizleyip düzene sokuyoruz ? Düzen ve temizlikte özgürlük ve memnuniyet veren , ruha yansımalar yapan bir şeyler var.

Yıkamada ve temizlikte kullandığımız maddelerin de bu temizlik hissine uygun olmaları gerektiği mantıklı bir sonuçtur. Çünkü “temiz olmayan” maddeler görünüşte bir temizlik oluşturabilirler ama parlaklık sayesinde temizlik, yumuşak bir tutum  veya beyazın da beyazı  gibi algı yanılgılarına dayanırlar.

Deterjanlar için üretim formülleri geliştirirken minerallerden, bitkilerden, hayvanlardan ve petrolden elde edilen çok sayıda hammadde söz konusu olur. Eğer biz yukarıdaki kriterleri göz önüne alırsak sadece saf mineraller ve bitkisel hammaddeler geriye kalır. Mineral ve bitkiler esas olarak temizdirler. Ancak insan ve hayvanların kirletici etkilerinden sonra temizlenmeleri gerekli olabilir.

Petrol, geçmiş çağlarda bitkilerin havasız ve ışıksız ortamda yüksek basınç altında uzun süre kalmasıyla oluşmuştur. Derin yeraltı katlarında toprağın yaşam organizmasında saklı olarak durur. Ama yerüstüne , ışığa çıkarıldığunda son derece yaşam düşmanı bir maddeye dönüşür, tarlalara zarar verir, doğal mikroorganizmalar tarafından parçalanamaz, enerji kaynağı ve yakıt olarak kullanıldığında da havanın CO2 ile kirlenmesinden sorumlu olur.

Fakat mineral ve bitkisel hammaddelerle sınırlanan ve özellikle petrokimyasal yollardan elde edilen maddelerin kullanılmamasını belirten bu “saflık ve temizlik kuralı” ancak belirli bir geçerliliğe sahip olabilir. Klasik yetiştirme metotları bitkileri gelişmeleri sırasında engellemekte, zehirlemekte ve bozmaktadırlar. Bitkiler “normal” yetiştirme yöntemleri altında tam anlamıyla bitki sayılamazlar. Sadece yapay gübrelerin kullanılması bile köklerin çarpıcı biçimde kısalmasına neden olmaktadır.

Yapraklar, çiçekler ve meyvalar büyümekte ve tombullaşmakta, lezzet sulanmakta, koku azalmaktadır. Monokültür yüzünden ve münavebeli tarım yapılmadığı için konvansiyonel tarım sırasında düzenli olarak yabani ot önleyiciler, zararlılarla mücadele ilaçları, depolama ömrünü uzatan maddeler kullanılmaktadır. Bitkide kalıntıları kalması önlenemediği için de bu kadar kalıntıya resmen izin verilmektedir. Tamamıyla verime odaklanmış yetiştirme, hayvanlar ve bitkiler arasında doğal dengesizliği aşırı uçlara taşımakta ve bunun da ötesinde mesela inekler aşırı süt vermek için geliştirilmiş memelerini toprağın üzerinde taşımakta zorluk çekmekte ve tahıllar başaklarını ancak kimyasallar kullanılarak kısaltılmış sapları sayesinde taşıyabilmektedirler. Gen teknolojisi bu dejenerasyonu bir adım daha ileriye götürmektedir. Hücre çekirdeğinin tahrif edilmesi sonucu bitki metabolizmasında ve yaratıcı potansiyelinde sadece maddi çıkarlara dayanan ve bitkinin varoluşunu hiç bir şekilde değerlendirmeyen derinlemesine etkili bir değişim zorlaması oluşmaktadır.

Bu şekilde muamele edilmiş olan bitkiler ve bu bitkilerden elde edilmiş eterik yağlar gibi hammaddeler, biyodinamik ve organik tarımdan elde edilen bitkilere göre canlılıklarını ve güçlerini önemli ölçüde kaybetmiş haldedirler. Spagirik kristalizasyon veya biyofoton ölçümleri gibi tüme dayalı araştırma yöntemleriyle konvansiyonel ve organik yetiştirilmiş bitkiler arasındaki kalite farklılıkları etkileyici bir biçimde ortya konulmuş bulunmaktadır.

Burada yağların kostik ve ısı etkisiyle sabuna dönüştürülmeleri gibi kimyasal dönüşümler sırasında biyolojik çıkış kalitesinden geriye bir şey kalmadığı akla gelebilir. Fakat bizzat Spagirik (bitki simyası) bize bunun tam aksini ispatlamaktadır: Burada bitkiler saatlerce su ve alkol içinde ısıtılmaktadır. 600 derecenin üzerinde bitkisel kısımlar yakılmakta ve kalsine edilmektedir. Eğer bitki kendisi yüksek bir kaliteye sahipse buradan elde edilen spagirik kokular ve tuzlar daha artmış bir foton radyasyonu, yaratıcı potansiyel ve etki göstermektedirler. Bu nedenle asıl önemli olan bitkinin başlangıç kalitesi ve onun daha sonra gördüğü işlemlerdir.

Sonett ürünlerinde bundan dolayı esas olarak sertifikalı organik tarımdan ve yabani yetişen bitkilerden elde edilen yağlar ve eterik yağlar kullanılmaktadır.

(Daha ayrıntılı bilgileri ileriki sayfalarda tek tek ürünlerle ilgili sayfalarda bulacaksınız). Biyolojik kalitenin kullanılmadığı yerler ya mineral maddeler ya da biyolojik kalitenin olmadığı şeker tensidleri veya hindistancevizi alkol sulfatı gibi maddeler veya çok yüksek fiyatların kullanımı sınırladığı yerlerdir. Bu kalite düzeyini sürdürmek, doğaya uygun ekolojik temizlik ürünlerini üretmek için bizim ana kaygımızı oluşturur.

2. Kalite Basamağımızdaki bu düzey, yani mümkün olduğunca sertifikalı organik tarımdan hammaddeler kullanılması, Sonett’den başka ancak çok az ekolojik temizlik ürünleri üreticisi tarafından esas alınmaktadır.



Kalite Basamağı 3 – Dinamik Kalite



Soldaki Resim  : Su girdaplayıcısı
Sağdaki Resim : Oloid

Sonett Kalitesinin 3. Düzeyi, balsamik katkılar ve yaşamı destekleyen teknikler tarafından karakterize edilir. Ayrıca sıvı üretim için gerekli tüm proses suları 12 yumurta şeklindeki cam kaplardan oluşan bir girdap zinciri içinde serbestçe akarak harika biçimlerde hortumlar oluştururlar ve tekrar enerjiyle yüklenirler.

Akgünlük ağacı, altın, mür ağacı, defne , zeytinyağı ve rosensche’den meydana gelen balsamik katkılara,  oloid şeklindeki mikserde ritim veriyoruz ve daha sonra bunu temizlik ürünlerine küçük miktarlarda ilave ediyoruz.

Ritim verme ve “yaşamı destekleyen teknikler” konuları bildiğimize göre temizlik ürünleri alanında sadece Sonett tarafından uygulanmaktadır. Bunu yapmamızın nedeni,  yuvarlak hareket yaparak dönen karıştırma ve dolum makinelerinin yaşama muhalif merkezkaç hareketlerine bu ritim  verilmiş balsamik katkılar üzerinden yaşamı destekleyen kelebek şeklindeki hareket impulsları verebilmektir.

İlk kristal analitik araştırmalarda, bu şekilde işlem görmüş katkıların özel bir kaliteye sahip olduğu açıkça görülmüş bulunmaktadır. Bu bileşimin nasıl etki ettiğini siz de aşağıdaki kristal resimlerine bakarak yorumlayabilirsiniz:

© Copyright 2012 Ökotek Ekolojik Ürün Marketleri - Tüm Hakları Saklıdır
Designed by Dreams&Bytes